8 Temmuz 2010 Perşembe

11.AY GERİDE KALIRKEN



Haftalar, aylar nasıl da geçmiş...
Ufaklığın doğumgününe 3 haneli rakamlar vardı derken, 28 gün kalmış.
Bugünleri hayal bile edemezken, yaşayıp geçiyorum farkında değilim...

Büyük kızım karne aldı, hepsi pekiyi, gururlandık. Ancak okulun son haftası 7 gün boyunca düşmeyen ve sebebi bilinemeyen ateşi ile bizi çok korkuttu. Ateş düşürücü, duş, novalgine damla, herşeyi denedim. Son çare novalgine damla ile sadece 38,5’a düşürebildik. O da 1 saatliğine. Novalgine’i hayatında 3.kere kullanıyorum. Yarım saat duşta tuttuğum çocuğu, duştan çıkartınca ölçtüğümde gördüğüm değer 40,6! Önce kusma, sonraları ishal. 1 haftada 2 kilo verdi papatyam. Tüm tahlilleri sorunsuzdu. Sebebini bulamadık. Doktor yaz gribi dedi. Aman şükür geçti. şimdi tatilin verdiği hımbıllıkla verdiği kiloları geri alır tahminim! Karne hediyesi, bisiklet alalım diye motive etmeye çalıştım ama illa ki scooter istedi. Işıklı bir scooter aldık. Pek mutlu şimdilik. Bisiklet içimde uktedir. Annem düşerim diye bana aldırmamıştı. Evet, hiç bisikletim olmadı. Binmeyi de çok iyi bilmem. Arkadaşlarınkine binerken ne kadar öğrendiysem işte. Şimdi kızıma yalvardım ama yok, istemedi. Seneye belki fikri değişir.
Gitar çalma konusunda epeyce ilerledi. Öğretmeninden ve kurs yetkililerinden hep övgü dolu şeyler duyuyoruz. Bu çocuk sanatla ilgili bir alanda başarılı olacak tahminimce. Bir de gitar çalışma konusunda problem yapmasa. Yeni şeyler öğrenmek güzelmiş, ama pratik yapmak çok sıkıcıymış!

Küçük kuzumda ise bir sürü yenilik var. 7 aylıkken ilk dişlerini çıkarmıştı. Şu anda 4 dişi var. 5 ve 6. dişleri zorlamaya başladı. Birkaç gün içinde sanırım onlar da gelecek.
10 aylıkken de yürümeye başladı. İlk haftalarda emekleme ile karışık yürüyordu. Şimdi emeklemeyi tamamen bıraktı. Pıtır pıtır yürüyerek dolaşıyor. Düşse bile doğrulup kalkabiliyor. Tabi yaramazlık seviyesi de hızla artıyor. Sürekli bir muzırlık peşinde. Saksıların dibini eşelemek, prizleri kurcalamak, dolap çekmece karıştırmak. Dün sabah iki eliyle orkide saksısının dibine dalmış, toprakları salonun köşesine saçmış, üstünü başını batırmış 2 dakika içinde. O kadar da sevimli ki, kızdığım zaman bile, şebek şebek sırıtıyor.
Gece uykuları hala düzene girmedi. Emmeye hala devam (şükürler olsun!) 2 saatte 1, bazen saat başı kalkıyorum. Ama emsin de razıyım modundayım şimdilik.
Hafta sonu ilk kez denize girdi. Tahmin ettiğimiz gibi bayıldı. Bir ağustos kızı olarak, çok mutlu oldu sudayken. şap şap elleriyle vurdu, neşeyle çığlıklar attı. Ablasını yüzerken görmek de olumlu yönde etkiledi sanırım. Bakalım inşallah keyifli deniz sefaları yaparız bu sene hep beraber...
Ayrıca artık bidi bidi konuşuyor. Fakat çoğunu anlamıyoruz!!!. Bulduğu herşeyi telefon gibi kulağına götürüp “Ayoaa annee” diyor. Tüm oyuncakları biliyor artık. Ablası ile kumanda kavgası yapmaya başladılar bile. Kendi oyuncaklarından ziyade, kumandalar, terlikler, gazeteler ve zararlı ne varsa onlarla oynamak istiyor. Al diyor, canı isterse anne, baba, abba diyor. Çok oyuncu, herşey oyun onun için. İşten döndüğümde bir yapışıyor bana. Paçamda geziyor sürekli. Özlüyor beni. Ah canımın içi...Ablası da o aylarda tuvaletin kapısında beklerdi beni. Bu minyatür de öyle oldu. Fiti fiti geziyor işte evin içinde hiç duru durağı yok. Dolayısıyla hiç de kilo alamadı 2 aydır. 11 aylık çocuk hala 9 kg. Zayıf, minyon bir tip olacak herhalde benim bu kızım. İştahı çok çok da kötü değil. Diş çıkarma dönemlerinde yemiyor, ama bu normal zaten. artık hareketlendiği için sanırım kilo alımı da durdu, neyse sağlıklı olsun da diyoruz veee takmıyoruzJ

Bense diyete başladım. 9 kilo verdim. Daha da vereceğim çok kilo var. Yavaş veriyorum, emzirdiğim için kalorisi bol ve gevşek bir diyet yapıyorum. Yani fazla zorlanmıyorum. Tek zorluk, tatlıyı hayatımdan tamamen çıkarmış olmak. İsteyince oluyormuş. Eşimin dondurmasınan bir ısırık alıyorum çok canım çektiğinde. Herkesin cesaretlendiren sözleri bana gaz veriyor. Eylülde kızımın okulu açılırken eski hallerime dönmüş olmayı hedefliyorum.

Önümüzdeki hafta tatile çıkıyoruz. Yıllık iznimden 1 hafta kullanıp döneceğim. Bir yazlık kiraladık, 3 sene önce de aynısını yapmıştık. Bakalım nasıl olacak?
Blog tutma işini yine boşladım her zamanki gibi. İş yoğunluğu, depresif günler vs vs derken...
Buraya not düşmek istedim işte olanları...

1 yorum:

Axius dedi ki...

Sevgili Günebakan, Nerelerdesin, özlettin kendini. Bir yaz artık. Ha diyeceksin ki sen kimsin, seni tanımıyorum.Ben blogunun takipçisiyim.