9 Mart 2009 Pazartesi

Çok öfkeliyim...

Yapamadıklarıma, yaptıklarıma, insanların yaptıklarına, yapmadıklarına, davranışlarına, söylediklerine, söylemediklerine, herşeye, herkese öfkeliyim.
Nedir sebebi bilmiyorum.
Öfkelendiklerim basit basit şeyler aslında. Toplasan bir mesele etmez hepsi. Ama ben bunları kafama dolayıp dert edinmeyi başarıyorum.

Son kontrolde bebek neden az hareket etti mesela, doktor da evet gerçekten öyle, yorgun mu geliyorsunuz hep buraya dedi...hayır yorgun değil ama hep sabah aç karnına gidiyorum. Hani tartılıyoruz ya, aldığımız kilo az çıksın, doktordan aferin alalım hesabı. Fakat kızıma oranla bu bebek daha az hareketli sanki. Gerçi hiçbirşeyin göstergesi midir bilmiyorum? Doktora sorunca, genelde bazen böyle olabiliyor, bazen sonuna kadar böyle devam edebiliyor, %90 birşey çıkmıyor dedi. Ama benim kafam şu%10luk dilime takıldı. Hemen kızımın ultrason görüntülerini buldum izledim. Aynı dönemde daha kıpır kıpır bir bebekmiş. bu bebek ise daha sakin, daha az hareketli. Doktor dürtükleyince tepki verdi gerçi. Doktorum, bunun da iyi birşey olduğun söyledi ama yine de huzursuzum.
Üçlü test sonucuma göre yüksek risk grubunda değilim. Ancak yine de a.sentez yaptırmak ister miyim diye sordu doktorumuz. Hayır dedim ama sonra ultrasonda şu hareket meselesini görünce kafama takıldı. Diğer herşey normal, tüm ölçümler ve ultrason bulguları normal görünüyor. Acaba yaptırıp rahat mı edeyim, yoksa yolunda giden birşşeye müdahale etmeyeyim mi? Sonuçta a.s. de de küçük de olsa risk var.
En çok kafama takılan konu budur işte son günlerde. Karnımda hareketlerini bekliyorum heyecanla. Arada minik pıt pıtlar, seğirme gibi hareketler hissediyorum. Dün mesela yorgun ve gergindim. Bebek de gergindi, ama hareketliydi. Adrenalin nedeniyle herhalde.
Bu kızımızı da sağlıkla bir alsak kucağa...

İki yakın arkadaşım, kızımın doğumgününü kutlamadı diye üzülüyorum mesela. İnsan minik bir kitap almaz mı? Sonuçta çocuğu sevindirmek maksat. Bu kadar duyarsız nasıl olunur. Ben katılamadığım zaman özürümü belirtip, sonrasında mutlaka bir ziyaret ile telafi etmeye çalışırım.
Ben bu arkadaşlardan birisine, her gittiğim yerden hediye ile döner, doğumgününü unutmazken, hadi benimkini geçtim, kızımınkine davet ettiğim halde gelmiyor ve kutlamıyor.
Diğeri ise, ayrı bir alem zaten, ondan beklenen bir tavır olduğu için şaşırmıyorum aslında. İkisi de son derece benzer. Şimdi farkediyorum, ikisi de bencil, kendilerine düşkün, bu bencilliklerini çocuklarında da sürdüren insanlar. Dünya benim ve çocuğumun etrafında döner diyenlerden. Herşey benim çocuğuma mübah diyenlerden.
Herşeyi karşılık beklediğim için yapmıyorum ama, ne bileyim, alınıyorum, gereksiz fedakarlıklarımın karşılığını görmeyince. Kimse bana yap demiyor, içimden geldiği için yapıyorum, ama karşı tarafta aynı duyarlılığı görmeyince öfkeleniyorum bu kez. Bu aslında, annemin en çok kızdığım kuylarından birisidir, ben de yaşlandıkça ona mı benzemeye başlıyorum nedir...


Kızımın yakın arkadaşının, kızıma saldırgan davranmasına üzülüyorum mesela...kızımın buna üzülmesine daha çok üzülüyorum. Kendinden yaşça büyük olan bir çocuğun, sorun çözümü olarak şiddeti görmesine kızım bile anlam veremiyor. Neden böyle yaptığını sorguluyor. Sadece kızıma değil bu kötülük, özellikle küçük çocuklara, hoşuna gitmeyenlere, sevmediği herkese. Anne babasının, “ama yavrucum, yanlışlıkla mı vurdun”, diye başlayan yaklaşımları, zaten sorunu çözmekten, dahası kabullenmekten çok uzak. Böyle olunca bu çocuğa ben içten içe öfke duyuyorum ve buluşmalarımızda geriliyorum. Bazen sert çıkıyorum. Anne baba sert olmayınca birinin olması gerekiyor bazen. Bu kez anne-baba bozuluyor bana, farkediyorum. Ama 8 yaşında bir kız çocuğunun, istediğini yapmadı diye, kızıma saldırmasını, boğazını sıkmasını, vurmasını ben hazmedemiyorum, kimse kusura bakmasın. Anne babasından çocuklarının ne kadar sevgi dolu, merhametli, sevecen, iyi geçimli olduğuna dair dinlediklerimse kendimden şüphelenmeme yol açıyor. Herhalde ben çok kötücül bir insanım diyorum. Ama yakın çevredeki tüm arkadaşlarım da benimle aynı şeyden şikayetçi olunca farkediyorum ki bende bir anormallik yok. Her istediği yapılan, kural konmayan, ceza almayan, duygusal yaşı gerçek yaşının çok altında bir çocuk yetiştiren anne-babada bir tuhaflık var. Bunun özgür çocuk yetiştirmekle alakası yok. Çocuğuna sınır koymayı sevmiyor olabilirsin, ama bu çocuk başkalarına zarar vermeye götürüyorsa işi, sen dur demesini bilmiyorsan, dur diyen bir başkası çıkabilir, çıkmalıdır da...
Benim melek kızım, anlayamıyor, sevdiği arkadaşının kendisinin canını neden acıttığını. “Anne söylediğim birşeye kızdıysa, o da bana birşey söylesin, neden canımı yakıyor” diyor.

Amcam neden beni hiç aramıyor diye üzülüyorum mesela. Hani baba yarısıydı? Babam hastane odasında gözümün önünde ölürken, bana sarılıp ağlayarak, bundan sonra baban benim demişti. Kaç kere aradım bilmiyorum, sadece nasılsın diye sormak için. Bir kere bile dönüp aramadı beni. Kimse gerçek babası gibi olmuyormuş insanın. Sırf sesimi duymak için arardın beni, nurlar içinde yat babacığım, mekanın cennet olsun inşallah.

İşlerimiz düzelmezse, daha da kötüye giderse, işsiz kalırsak diye üzülüyorum mesela. Kısa dönemli sarsıntıları atlattık ama kriz daha da derinleşecek diyorlar. Allah korusun, birimiz işsiz kalırsak, tüm yaşantımız alt üst olur. Ne ev borcumuzu ödeyebiliriz, ne de kızımı hayal ettiğimiz okulda okutabiliriz. B planları düşünüyorum kafamda. Ne yapsam da olmuyor. Hadi kızımı okutacak bir okul illa ki buluruz da, evimizi nasıl kurtarırız o zaman, hiç bir yolunu bulamıyorum. Daha 4.5 yıl var kredimizin bitmesine. Kriz başlamadan az önce bir ev alma salaklığını gösterdik işte. Ne bilelim. Akabinde kriz patladı. Kredi de benim başıma patladı. Birşey olur da ödeyemezsek diye uykularım kaçıyor.

Kızımda keyifle, içime sine sine, etrafa mutluluk saçarak yaşadığım hamileliği bu kez tadında yaşayamıyorum.

Bu arada 17 hafta bitti.
3 kilo aldım baştan bu yana. Umarım az kilo alırım bu sefer de vermesi kolay olur.
Tansiyonum 10-6 civarında seyrediyor.
Multivitamin kullanıyorum 1 haftadır, folic plus’ı bıraktım.
Ayrıca demir takviyesine başlıyorum bu hafta.
Saçlarım eskisi gibi dökülmüyor.
Tüylerim çok geç çıkıyor.
Göğüslerim büyüdü, çatal göründü.
Gaz problemim fazla yok.
Normal süt içebilmeye yeni başladım.

Buraya da not düşmüş olayım. Haa bugünle ilgili bir şey daha hatırlamak istiyorum: bir insan bir insanı yemeğe davet etmeyi aslında hiç istemeyip de, mecbur olduğu için davet ederse, bu karşıdaki insanı nasıl etkiler, karşıdaki insan nasıl davranmalıdır?
a- olabildiğince hödük ve vurdumduymaz olup, anlamamazlıktan gelip, heee geliyorum hemenn diye teklife atlamalıdır.
b- Kibarca başka işleri olduğunu söyleyip, geri çevirmelidir, hiçbirşey ima etmemelidir.
c- Teklifi geri çevirip, lafını da sokmalıdır.

Acaip sinir oluyorum. Salak yerine koyar gibi seni mecbur kaldığım için davet ediyorum, aslında gelmemeni tercih ederim, dercesine davet edilmez ki insan...arkadaşınla başbaşa kalmayı istiyor olabilirsin, gayet mantıklı bir istek. Böyle çağıracaksan hiç çağırma.
Off çok hisliyim sevgili günlük. Beni bu hamilelik hormonları mahvetti. Bir yazdım, pir yazdım bu arada. Daha da yazmak istediğim çok şey vardı aslında.


2 yorum:

Ozgur dedi ki...

Sevgili günebakan nasıl da dolmuşsun...

Cevap veriyorum B. Bence seni zorla davet edene gitmemeli. Görüşmemeli de. Laf da sokmamalı. Benden uzaakkk Allah'a yakın olunuz demeki... Naçizane fikrim.

Bebişe gelince. Bence sorun yoktur, merak etmeyesin. Boşa bu laflar, insan çok merak ediyor tabi. Ama hamilelik halleri. Her çocuk farklıdır, belki bu minik, evin küçüğü daha keyfine düşkün olacak belli mi olur:)

Başkalarının duygularının ve yaptıklarının seni etkilemesine izin verme. İnsanın elinde değil biliyorum ama çok yıpratıcı. Yapmamak onların ayıbı. Boşver gitsin...

"güzel günler bizi bekler
eyvallah dersin olur biter
boyun büküp önünde ağlasam sessizce
şu garip gönlüm affolur mu?
bu fırtına durulur mu?
benden adam olur mu?
korkarım aşka zararım dokunur mu?
"

gunebakan dedi ki...

özgürcüm
normalde böyle kıl bir insan değilimdir saçma sapan şeylere takan. hamilelik bozdu beni, tuhaf bir kişilik yaptı.
sağol yorumun için.