2 Aralık 2009 Çarşamba

AİLECEK DOMUZ GRİBİ GEÇİRDİK

Ailecek kabus gibi günler geçirdik sevgili günlük.
2 hafta önce Cuma akşamı büyük kuzum ateşlendi. Cumartesi doktorundaydık hemen. Büyük ihtimal domuz gribi, izleyelim dedi doktoru. Hemen bebeğin odasını ayırdım. Kıyafetlerimi bile değiştirdim onun yanına girerken. Bu arada büyük kuzumun durumu kötüleşti. Gece ateş, ibufene rağmen 40lara çıktı kulaktan. Ateş düşürücüye rağmen ateşin düşmemesi, ikinci kere başıma geliyor. 2.5 yaşındayken 6.hastalık geçirdiğinde olmuştu bir de. Baktık ateş artıyor, verdiğimiz son çare damlayı da kusuyor, kaptık acile götürdük. Orada iğne yaptı doktor ve iğne ile düştü ateş.

Dakikada bir kollarında atletli bir çocukla koşan koşana idi acile. Moralim bozuldu. Kınalı kuzum, yanakları pençe pençe kızarmış, pijama ve atlet ile, gecenin birinde uykusuz ve huysuz, bekledi ateşinin düşmesini. Beraber dev akvaryuma bakarak, ellerimizle oyunlar oynayarak, sürekli alnını öperek bekledik.
Ertesi gün de hiç çıkmadı ateş. Ailecek mutluyuz tabi ama ben tetikteyim, küçüğüm daha pek minik ya. O yüzden. Bu arada bizim yatak odasında hapis hayatı yaşıyoruz onunla. Ama nasıl mutluyuz. Tam bir tatlı hayat. Sakin sakin emiyor, uykular uyuyoruz beraber. Fırtına öncesiymiş meğer...Arada büyüğüme bakıyorum. Onu babası ve anneanne idare ediyor, ben küçükle haşır neşirim. Derken Pazar sabaha karşı 6 gibi küçük kuzumun da yanmaya başladığını farkediyorum. Kendisi de huzursuz, ağlıyor. Emmek istiyor, aç, ememiyor. Uyumak istiyor, uyuyamıyor. Gözleri bulanık bulanık bakıyor.
Bu arada büyük kuzu uyanıyor, bakıyoruz, onun da ateş çıkmış yine.
Allah’ım kabus gibi...
Yaşadığım çaresizliği, acizliği, acıyı anlatamam....
Yalvar, yakar acil randevu ile doktorumuza gidiyoruz.
Test yapılıyor, bingo ikisi de domuz gribi.
Bu arada ortalık hasta çocuk kaynıyor, çoğu da domuz gribi diyor sekreter.
Ben birden sakinliyorum. Her durumda zırlayan ben, panik olan ben, inanılmaz rahatım. Sonunda oldu psikolojisi midir bilmiyorum artık.
Espriler yapıyorum. Şarkılar söylüyorum, moral veriyorum. Ooh diyorum, yırttık artık, bu kış rahatız, alışveriş merkezine gidememe stresinden kurtulduk diyorum...
Doktor tamiflu tedavisine başlıyor ikisine de. Bebeğe şurubunu vermek gerek ama şurup piyasada yok. Nasıl stres oluyoruz yine. Ama dostlarım sağolsun, bana buluyorlar şurubu.
Şimdi anlatması kolay ama yaşarken neler hissettim bir ben bir Allah bilir. Ömrümden ömürler gitti.

Büyük kızımı ateş düşürücü şurup, tamiflu ve antibiyotik ile, küçük kızımı tamiflu ve ateş düşürücü fitil ile tedavi etmeye çalıştık. Şükürler olsun, fazla uzun sürmedi. 1 gün sonra annem ve ben de hastalandık. Ağır bir grip gibi geçiyor bu pis hastalık. Annem epeyce hırpalandı. Bense yatamadım bile. İki kuzum hasta, annem hasta, nasıl yatayım. Canımı dişime taktım. Allah da sabrını verdi sanırım.

Ama acısı sonradan çıktı. Öyle depresif ve kötü bir bayram tatili geçirdim ki, kabus gibiydi. Üstelik ortada hiçbir sebep yokken. Sanırım o kadar sıktım ki kendimi. O kadar bastırdım ki duygularımı, onun acısı çıktı...
Gazetede, televizyonlarda her gün ölüm haberlerini duyarken, bu hastalık bizim evimizin içindeydi. 7 yaşındaki kızımda, 3 aylık bebeğimdeydi. Düşüncesi bile çıldırtıcı. Neyse geldi, geçti.
Bana bıraktığı en pis miras, zaten az olan sütümün daha da azalması oldu. bebeğim ememedi, hastalıktan sağmaya fırsatım olamadı. Şöyle bir uzanmaya bile fırsat bulamadım değil süt sağmak. Bu da sütümü iyice azalttı. Sonra toparlayınca sağmaya falan çalıştım ama nafile. Ne yapsam da artmıyor artık. Hele bugün dünden bile daha az sağdım ki, dünün randımanı da yeterince kötüydü. İçim sıkılıyor düşündükçe. Ama daha ne yapayım bilmiyorum.

Oysa tam grip öncesi haftası yavaş yavaş rayına oturtmuştum işlerimi. Epeyce iyi de sağım yapabilmeye başlamıştım. Bebişim gece uykularını güzel uyuyordu. Tam o dönemde yazacaktım işte, nihayet güzel şeyler de olmaya başladı diye. Yazamadan hayatımız kaydı. Anne olmak işte bu dönemlerde çok zor. Çocuğunun hastalığı bir ebeveynin hayatında olabilecek en kötü dönemlerden biri. O çaresizlik duygusu ömründen ömürler götürüyor. Ben o kadar metanetli bir insan değilimdir. Ama artık 7 yaşında, herşeyi anlayan, duyguların farkında olan bir çocuğum var. İçim acısa bile gülmek zorundayım. Çünkü benim yüzümde gördüğü en ufak bir panikte, o daha çok korkuyor. Sarı papatyam benim. Üzüldüğü zamanlar, “canım çok sıkıldı benim” demeye başladı. Duygularını böyle tarif ediyor. Çok haklı, üzüntü, yürek burkan, iç sıkan bir şey.
Sütümün azalmaya başladığını farkettiğim için bayram tatilini çok kötü geçirdim. Toparladıktan sonra sağım falan yapsam da nafile, eskiye dönemiyorum ki eski günlerde bile azlığından şikayet ederdim. Şimdi %40 düştü resmen. Bu ay ek gıdalara başlayacaktık zaten. sanırım formül de alacak artık bol bol.
Ne diyebilirim ki. 2 kuzum da hastayken, kendim de hastayken, sütü düşünemedim bile. Hatta o dönemlerde ne kadar anlamsız şeylere takmışım, bir iyileşeyim süt umurumda bile olmayacak dedim. Hoş öyle olmadı. Yine çok üzülüyorum böyle olmasına ama bu durumda artık elimden birşey gelmiyor. Ben herhalde yapabileceğimi yaptım. Hatta duyan herkes beni ayıplayacak ama, artık geceleri yanımda yatırıyorum miniğimi. Sırtımı arkadan yastıkla destekliyor, memeyi de ağzına tıkıyorum. Yanyana öyle uyuyoruz. Arada emiyor cuk cuk. Çok hoşuma gidiyor emdikçe. Gündüzleri emmede problem çıkarıyor çünkü süt iyice azaldığından. Ben de emebildiği ender anlar uyuduğu anlar olduğu için, olabilecek en kötü ebeveynliği sergiliyor, memede uyutuyorum sürekli çocuğu. Sonuçta benim uyku kalitem de bozuluyor, uykusuz ve her tarafım ağrır vaziyette kalkıyorum yataktan. Ama tüm gece azar azar da olsa emiyor kuzum benim. Memeyi bıraktığı vakit, beşiğine koyuyorum. Bazen de yanına uzanıveriyorum. Tüm bunlar çok kötü uyku alışkanlıkları olarak elime patlayacak, hatta patladı bile biliyorum ama emzirmek benim zayıf karnım. Emzirebilmek için herşeyi göze almışım artık. Yeter ki 2 yudum daha fazla süt alsın.
Bu kadar da takıntılıyım bu konuda. Büyük kızım bile farketmiş bu süt takıntımı. Geçen gün nereden konusu açıldıysa, cennette şöyle yaparsın, böyle yaparsın diye konuşuyordu. Bana kalktı şöyle dedi, “ooh sen de artık cennette bol bol süt sağarsın” bir tanem kuzum, ilk gözağrım. Beni şu sıralar en mutlu eden şeyin bol süt sağmak olduğunu düşünüyor.

Yavru kuşum benim, bu konuya bu kadar önem vererek seni geri plana atışım, içimde öyle bir yara ki anlatamam. İlkokul 1desin, ilgiye en ihtiyacın olan dönemde, ben o kadar az varım ki yanında. Ödevlerini yalnız yapıyorsun çoğu zaman. Halbuki bakıyorum herkes anneyle yanyana yapıyormuş sınıfında. Ben yanına otuyamıyorum bile. Ama bu da bir hastalık mıdır, birşeylerin uzantısı mıdır bu süt takıntısı anlamadım. Kurtulamıyorum. Oysa şaka maka bebeğim 4 aylık oldu ve çok az mama takviyesi alıyor. Kilo alımı da hastalandığı zamana kadar iyiydi. O zaman kontrol ettiğinde 10 günde gayet güzel kilo almış demişti doktorumuz. Ama şimdi o günden bugüne gram oynamıyor ibre. Yine durdu. Ama kiloyu takmamayı başarıyorum artık.
Bu arada 4 gün sonra 4 aylık olacak bebeğim, neler neler yapıyor artık.
- kahkahalar atıyor, çığlıklar atıyor
- kendi kendine söyleniyor. Aaa, uuu, iii, agguu, aggi ,eennni, bürrr bir sürü kombinasyonu var.
- hemen gülüyor. Çok lokum çok.
- uykusu geldiğini çok güzel belli ediyor.
- artık nesnelere uzanıp eliyle tutuyor, hemen hoop ağza götürüyor.
- dönme çalışmalarına başladı, sırt üstüden yüzükoyuna birkaç kere döndü. Eli altta kalıyor ya, onu da kurtarmayı bir öğrense...
- destekle oturuyor
- kafa ibibik gibi, mutlaka oturur pozisyonda olmak istiyor kucağımızda.
- acaip salyası akıyor, eller hep ağzında
- kendisi ile konuşunca eller kollar çılgın gibi hareket ediyor
- kucakta ayaklarının üstüne bastırınca kısa süre ayakta duruyor.

Bakalım Cuma akşam kontrol var. Doktor bizi artık ek gıdalara geçirecek. Muhtemelen bu ay 300gr falan alabildik. Galiba muhallebi, yoğurt ve meyve püresi ile başlayacağız. Belki bu dönem kilo alımına iyi gelir, ben de moral buldukça sütüm artar. Bunca hastalık derdini geride bıraktıktan sonra, artık süt diye üzülmemem gerek. Her işte vardır bir hayır değil mi???
.....
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler....




7 yorum:

k.i.s.d. dedi ki...

canım günebakanım, iyi dileklerle yanında olmaya çalışacağım. Seni anlıyorum. Süt yüzünden strese girmen bence çok doğal ve seçimlerinden dolayı kimsenin sana kızmaya hakkı yok bence. Kızının ödevlerini yalnız yapması harika bence. Ödev çocuğun ödevi, anne babanın değil ki... Sıkıştığı zaman yardım edilmeli ,yoksa beraber ödev yapmak diye bişiy... bence yanlış. İçin ferah olsun. Problemlerini kendi başına çözebilir artık 7 yaşında :)Ve seni anlıyordur, ihmal edilmiş hissettiğini sanmıyorum. Çok mutlu olun, iyi dilekler daim olsun. Sevgiler.

yeliz dedi ki...

herkes anneliği kendi seçimleri ile yaşar günebakanım, kimse sana bişey diyemez:) bile bile yatağına girip uyuduğum akşamlar hem suçluluk duyar hem de içten içe keyiflenirim, fena şey annelik.
büyük kuzunun ödevlerini kendi kendine yapabilmesi çok iyi birşey. benim yeğenim 2. sınıfta, annesi tepesine dikilmeden hiçbirşey yapmıyor. bence çok fena. büyük kızın çok sorumluluk sahibi ve olgun bir çocuk olacak bence, seni anlıyor ve bu yaşadıkları ona iyi değerler katacak, hiç dert etme.
bu arada birkaç kez aradım ama ulaşamdım, çok çok geçmiş olsun dileklerimi iletecektim, hastalık bu başka şeye benzemez. vaktin keyfin olursa mimlendin:)
sevgiler
(bu arada hakketen sütü takma bak minik kuzu kendini kurtardı artık, 4. ay ek gıda ayı, sen elinden geleni fazlasıyla yaptın, kendini yıpratma nolur...)

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ay allah! bilseydim yarın akşama alırdım ben de dr kontolünü :)) başka türlü görüşeceğimiz yok zaten..
günebakancığımı
süt vermeye devam ettiğin sürece ama az ama çok alacak minik kuzu öyle değil mi? yanı sıra elmaydı yoğurttu formül mamaydı desteklenecek ama esas olan emzirdiğin süredir bence. ben sadece 9 ay emzirebilmiş bir anne olarak maddi ve manevi olarak istemesem de sırf daha uzun süre emzirmek için 2.çocuk düşünüyorum. emzirme takıntısını manyaklığa dönüşmesi ne demek iyi biliyorum yani.
bu arada geçmiş olsun da demedim sanırım. hakkaten çok geçmiş olsun. büyük kuzunun neyse de minnoşun dayanabilmesi gerçekten takdire değer bir durum.
bu yazından sonra aşı mı olsak diye düşünmüyor değilim açıkçası... hasan bey de öneriyor aşıyı üstelik

gunebakan dedi ki...

kendi izini süren deliciğim :)
saol canım benim. valla en çok eşimin kızmaya hakkı var aslında. o da bi gün patlayacak ama bakalım ne zaman.

gunebakan dedi ki...

yelizcim ben de seni aradım ulaşamadım. çok sağol iyi dilekler için.
mimini en kısa zamanda cevaplayacağım...

gunebakan dedi ki...

hülyacım çok sağol hayatım.
valla hasan bey aşıyı öneriyor. lerzan hanım, seher falan hepsi çocuklarına yaptırmışlar. bilemyiroum. biz hastalanmasaydık yaptıralım diye karar vermiştik önce ama...
emzirme konusunda beni anlıyorsun değil mi? büyük kızımı 1 yaşına kadar emzirdim. hep derim, en sevdiğim şeyler: hamilelikte bebeğin hareketleri, ilk bebeklikte emzirme diye...karnımdaki kıpırtıları hayat verirdi bana çocuklarımın. sonra da emzirirken dünyanın en mutlu insanı olurdum. Allah bu zevki uzunca bi süre daha yaşatsın diye dua ediyorum...

Ozgur dedi ki...

Canım ben yorum yazmıstım yanıt var mı diye geldim bir de ne göreyim. Gitmemiş demek ki:(

Özetle şunu demiştim aslında. Çok geçmiş olsun öncelikle. Atlatın, geçecek gidecek. Oh.

Ödev konusunda kisdle aynı fikirdeyim tamamen. Bence yardım etmemek gerekiyor, bu ilerde o kadar büyük bir iyilik olarak dönecek ki kuzuna. Çocukları kendi hallerine bırakmak gerekiyormuş.

Kimse sana hiç bir şey diyemez annelik konusunda. Sen neyin doğru olduğunu hissediyorsan odur.